Ömer Seyfettin Kimdir ?

Ömer Seyfettin, yazı ve öyküleri dilde sadeleşme hareketinin öncülüğünü yaparak yeni bir edebiyat akımının oluşumunu sağlayıp, Türk öykücülüğünde kısa öykü türünün dil, anlatım tekniği ile tematik yönden ilk özgün örneklerini vermiştir

Aynı zamanda ulusal edebiyat akımını başlatan yazarlardan olan Ömer Seyfettin 28 Şubat 1884 te Gönen’de doğdu.Babası, Kafkasya Türklerinden yüzbaşı Ömer Şevki Beydir.Öğrenimine, dört yaşında iken, Gönen Mahalle Mektebi’nde başladı.Ailesiyle birlikte İstanbul’a gelince (1892), ilköğrenimini özel bir okul olan Aksaray’daki Mekteb-i Osmani’da sürdürdü Babasının isteği üzerine, Eyüp Baytar Rüştiyesi’nin subay bölümüne çocuklarına özgü bölümüne yatılı olarak yazıldı (1893).Buradaki eğitiminden sonra (1896),Edirne Askeri İdadisi’ni (1900) ve İstanbul Mekteb-i Harbiye’yi bitirdi.22 Ağustos 1903 te piyade teğmeni rütbesiyke mezun oldu. Merkezi Selanik’te bulunan 3.Ordu’nun İzmir Redif Türmeni’ne, daha sonra da Kuşadası Redif Taburu’na atandı (1903-1906).

İzmir Zabıtan Efrat Mektebi’nde öğretmenlik yaptı (1906-19??). Üsteğmenliğe yükseldi. 2.Meşrutiyet’in ilanı üzerine (23 Temmuz 1908), 3.Ordu’nun Selanik’teki merkezinde görevlendirildi. Bir süre sonra da (1909) Makedonya sınırındaki Yakorit köyü sınır bölüğünde bölük komutanlığı yaptı.

1911’de öğrenim üctetini ödeyerek, isteğiyle ordudan ayrıldı, Selanik’e yerleşti. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının çıkardıkları “Genç Kalemlar” dergisinin kadrosuna katıldı. Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine, yeniden orduya çağrıldı (14 Eylül 1914). Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı. Yanya Kalesi’nin savunmasında Yunanlılara tutsak düştü.

Naflion kasabasında bir yıl süren tutsaklığu sona erince  (Kasım 1913), 4 Aralık 1913’te İstanbul’a döndü. Kısa bir süre “Türk Sözü” dergisinin başyazarlığını yaptı. Kabataş Erkek Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başladı (1914). Ölünceye dek bu görevini sürdürdü. Bir doktorun kızı olan Calibe Hanım’la evlendi (1915). Bu evlilikten Güner adında bir kızı oldu (1916).

Darülfünunda (İstanbul Üniversitesi’nde) kurulan  Tedkikat-i Lisaniyue Encümeni üyelğinde bulundu (1917-1918). Eylül 1918’de eşinden ayrıldı. 6 Mart 1920’de kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi’nde şeker hastalığından öldü. Kadıköy Kuşdili’ndeki Mahmut Baba Türbesi mezarlığına gömüldü. 1939’da, kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığındaki Asri Mezarlık’a taşındı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir